İneklerin Laktasyon Dönemlerine Göre Beslenmesi

laktasyonda inekler nasıl beslenmelidir

*İneklerin sağım dönemindeki beslenmeleri; süt verimi düzeyleri, kuru madde tüketme kabiliyetleri ve canlı ağırlık kayıpları dikkate alınarak üç döneme ayrılır. 

1. Dönem: Doğumdan sonraki ilk 10 hafta (İlk 70 gün),
2. Dönem: Doğumdan sonraki 10-20 hafta (70-140 gün),
3. Dönem: Doğumdan sonraki 20. haftadan kuruya çıkarılana kadar geçen süre. 

Birinci Dönem (Doğumdan Sonraki İlk 10 Hafta):

  • İneğin doğum yapmasını takiben başlayan sağımın bu ilk evresinde iyi bir bakım ve besleme uygulanması inekten bir sağım döneminde (305 gün) elde edilecek toplam süt veriminin en yüksek düzeye çıkmasını sağlar. 
  • Süt ineklerinde enerji dengesini kuru madde tüketimi ve süt verimi belirlemektedir.
  • Süt ineğinin doğumdan sonraki 4. gün enerji ihtiyacı, kuru madde tüketimiyle sağlanandan yaklaşık olarak %26 daha fazladır. Bununla beraber, kuru madde tüketimiyle sağlanan net enerjinin %97’si ve metabolik proteinin %83’ü meme bezlerinde süt üretimi için kullanılmaktadır. Bu sebeple buzağılamaya yakın ve laktasyonunun ilk 10 haftasında kuru madde tüketimini uyarmak amacıyla, enerji ihtiyacını karşılayacak düzeyde dengeli, lezzetli ve sindirilebilirliği yüksek rasyonların hazırlanması gerekir. Özellikle yüksek süt verimine sahip süt ineklerinde bu dönemde by-pass protein ve yağ kaynakları tercih edilebilir. 
  • Doğum yapan hayvan ilk 20 gününde (Fresh) yani lohusa döneminde sağlık kontrolleri çok sıkı bir şekilde yapılmalıdır. Araştırmalar sağlık sorunlarının çoğunlukla bu dönemde başladığını veya ortaya çıktığını göstermektedir.
  • Laktasyonun birinci dönemindeki ana problem, ineğin süt verimi en yüksek düzeye ulaşmasına rağmen yem tüketiminin yeterince artmamasıdır. Bu dönemde negatif enerji bilançosuna maruz kalan inek, vücut rezervlerini kullanmaktadır. Bu nedenle ilk 10 haftada ineğin sağlığını ve verimini koruyacak ek tedbirler uygulanmalıdır. 

süt veriminin ani düşüşlerin nedenleri nelerdir

  • Süt ineklerinde beslenme durumunu değerlendirmek için Vücut Kondisyon Skoru (VKS) sürekli izlenmelidir. Doğum sonrası dönemde, ineklerde VKS kaybının en aza indirilmesi altın kuraldır.
  • Rasyonun enerji içeriğinin ve kuru madde tüketiminin artırılmasıyla negatif enerji bilanço süresi ve şiddeti azaltılmalıdır.İyi Bir Rasyon Nasıl Olmalıdır?)
  • Üç sağım yapılan ineklerin, iki sağım yapılanlara göre % 10 oranında süt verimi artışı olabilir ancak maliyetleri artırır.
  • Mutlaka iyi kaliteli bir kaba yem kullanılmalıdır. Eğer iyi kaliteli kaba yem olanakları kısıtlıysa, kaliteli kaba yemler hayvanların bu dönemleri için ayrılmalıdır.
  • Rasyonun yaklaşık % 50’sini kaliteli kaba yem oluşturmalıdır. Bu oran kuru madde esasına göre sağlanmalıdır. Silajların yaklaşık 2,5-3,5 kg’ının 1 kg kuru yeme denk geldiği hesaba katılmalıdır.
  • Kaba ve konsantre yemler homojen bir şekilde karıştırılarak birlikte verilmelidir. Tüketimi artırmak için konsantre yem ad libitum sunulmalı.
  • Kaba yemin en az yarısı 5cm den daha uzun doğranmış olmalıdır. İnce kıyılmış mısır silajı, pancar posası, domates ve elma posaları gibi ince ve lif bakımından zayıf uzunluğa sahip yemlerin kaba kıyılmış 3-4 kg kuru otla karıştırılarak verilmesi hem sindirilebilirliği artırır, hem de hayvanın sağlığının korunmasına yardımcı olur.
  • Yüksek süt veriminden doğan enerji ihtiyacını karşılayabilmek için günlük olarak yeme hayvan başına 500 gr kadar doymuş veya korunmuş yağ ilave edilebilir.  
  • Rasyon, bu dönemde yaklaşık %18 oranında ham protein içermelidir. Mısır silajı gibi enerjice zengin, proteince fakir kaba yemlerin oran olarak fazla kullanıldığı durumlarda kesif yemdeki protein oranı ise % 21-26 arasında olmalıdır.
  • Metabolizma ve immun sistemin güçlendirilmesi için rasyona dengeli bir şekilde; A, D, E vitaminleri ile kalsiyum, fosfor, selenyum, bakır, çinko, iyot, manganez ve kobalt mineralleri ilave edilmelidir.
  • Rasyonun Katyon-Anyon Farkını (RKAD) belirlemek için idrar pH’sına bakılabilir. RKAD (meq) = Katyon (Na + K)-Anyon(S+ Cl) farkı (+ ) ve idrar pH’sı 7-8 olursa rasyona anyon kaynağı olarak amonyum klorit, amonyum sülfat, kalsiyum klorit, magnezyum sülfat; katyon anyon farkı (–) ve idrar pH’sı 5.5-6.2 ise katyon kaynağı olarak sodyum bikarbonat ve potasyum karbonat ilave edilebilir. Ancak yem katkı maddeleri sorunların çözümünde yardımcı rol oynayabilir esas yapılması gereken rasyonun yapısında ve yönetiminde katyon ve anyon dengesini sağlamaktır.

Sığırlarda hatalı/yanlış beslenmeye bağlı olarak özelikle doğumdan sonraki 10 haftada oluşabilecek beslenme\metabolizma hastalıkları

  • Süt sığırlarında süt ve döl verimini olumsuz yönde etkileyen metabolizma hastalıkları oldukça sık karşımıza çıkmaktadır. Bu hastalıkların en önemlileri ketozis, yağlı karaciğer sendromu, hipokalsemi, abomasum deplasmanı, rumen asidozu, laminitis ve son atamamadır.

Ketozis:

  • Bu bozukluk yüksek süt verimine sahip ineklerin enerji bakımından eksik rasyonla beslenmesi ve bunun sonucu da enerji eksikliğini telafi etmek amacı ile vücuttaki yağların aşırı kullanılması sonucu meydana gelir. Başka bir ifadeyle ketozis keton cisimciklerinin kanda yükselmesidir. Hayvanların doğumdan önce aşırı yağlandırılmaları (VKS 3,5 üzerinde olması), bir ahırdaki ineklerin verimine bakılmaksızın tümüne aynı miktarda yem verilmesi başlıca etkendir. Bu şekilde besleme ineklerin doğuma yakın süt verimlerinin aşırı düştüğü dönemde fazla yem almaları nedeni ile yağlanmalarına, doğumdan sonra ise eksik beslenmelerine neden olmaktadır. Bu nedenle ahırdaki ineklerin süt verimleri belirli aralıklarla tespit edilerek her hayvan verim düzeyine göre farklı beslenmelidir. Ketozisin ortaya çıkışında bunlardan başka hayvan refahı ve serbest hareket eksikliği, uzun süren açlık, hastalıklar, kobalt ve krom gibi iz elementlerin ve B vitamini eksikliği etkili olmaktadır. Doğum sonrası enerji eksikliği sebebiyle ortaya çıkan ketozis; özelikle sütün ve süt proteininin azalması, iştahsızlık, zayıflama, döl tutmama gibi ekonomik sorunları beraberinde getirir. Sütteki protein/yağ oranı düşmüşse ketozisten şüphelenmelidir.
  • Hastalığın ileri derecesinde hayvanın aşırı sinirli, huzursuz olduğu dişlerini gıcırdattığı ve kalkmak istemediği gözlenir. Nefesinde aseton kokusu hissedilir. Hastalık ölüme kadar gidebilir. Hastalıktan korunmak için laktasyonun ilk dönemi için belirtilen besleme kurallarına dikkat edilmelidir. Ketozis tedavi edilebilir bir hastalık olarak değil, korunulması gereken bir hastalık olarak ele alınmalıdır.

Karaciğer yağlanması (Fat Cow):

  • Özelikle doğumu takip eden ilk iki hafta içerisinde meydana gelebilen ve ciddi ekonomik kayıplara sebep olan bir metabolizma hastalığıdır. Yüksek verimli ineklerin hemen tümünde doğumdan sonra karaciğerde yağ birikim, meydana gelmektedir. Vücut kondisyonu yüksek hayvanlar, karaciğer yağlanması hastalığına adaydır.
  • Hastalığın tipik belirtileri yoktur. Hastalar çoğunlukla uzun süre yatmayı tercih ederler ve uyarıldıklarında zor ayağa kalkarlar. Tedavi süresince kalın bir altlık serilerek, uzun süreli yatışlarda oluşabilecek kas harabiyetleri ve yatak yaraları oluşumu en aza indirgenmelidir.
  • Özelikle kuru dönemin başında ineklerin enerji miktarları kısıtlanarak, yağlanmaları önlenmelidir. VKS yüksek ineklerin kuru dönemde hareket etmesi sağlanmalıdır. Rasyonda konsantre yem oranı yeterli, kaliteli çayır otu oranı ise olabildiğince yüksek tutulmalıdır. Yem değişiklikleri usulüne uygun yapılmalı, koruyucu amaçlı olarak propilen glikol, kolin ve methionin kullanılmalıdır.

Asidozis:

  • Fazla miktarda işkembede fermente edilebilir karbonhidrat alınması sonucunda ortaya çıkan bir rahatsızlıktır. Mısır ve yulaf bu açıdan en güvenilir tahıllardır. Buğday ve arpa nişastası ise rumende hızla yıkılır.
  • Bu hastalık çoğunlukla ineklerin doğumdan sonraki dönemde başta enerji olmak üzere artan besin madde gereksinimini karşılamak üzere konsantre yem/kaba yem oranının hızla artırılmasından kaynaklanır. Bu nedenle konsantre yem artışları günde 0,5kg’ı geçmemeli, zorunlu olmadıkça toplam rasyondaki kesif yem oranı %50’nin üzerine çıkarılmamalıdır. Asidozisin diğer bir nedeni de kesif yem ile kaba yemin iyice karıştırılmaması veya kaba yemin lifli yapısal kısmının yetersiz olmasıdır. Bu durum göz önüne alınarak verilecek kaba yemin yarısının 5 cm’den uzun kıyılmış olması sağlanmalıdır. Patoz samanı gibi ince kıyılmış kuru otlar, ince kıyılmış mısır silajı, pancar ve domates posası gibi yapısal bakımdan zayıf olan kaba yemler geviş getirme ve tükürük salgılanmasını yeteri derecede uyarmadıkları için klinik veya hafif asidozis oluşumuna neden olurlar. Bu hastalıkta belirtileri; sindirim sistemi bozukluğu, ishal, yem tüketiminde isteksizlik, işkembede şişkinlik, süt verimi ve süt yağı oranının düşmesi, ayak hastalıklarına yatkınlık (topallık), dışkıda gaz kabarcıkları sindirilmeyen tahıl ve lifli parçacıklar görülür.
  • İnekleri dinlenirken gözlemlemeliyiz. Herhangi bir anda baktığımızda sağlıklı olup dinlenen ineklerin %50’si geviş getirmelidirler. %30’un altında geviş getirme oranı tespit edilir ise sürüde ciddi bir asidoz sorunu var demektir. Konsantre yem miktarı azaltılıp, kaba yem miktarı artırılmalıdır. 

Süt humması (hipokalsemi):

  • Daha çok sütçü ırklarda görülmekle beraber, üçüncü sağım dönemini aşmış, yaşlı, yüksek verimli, genelde holstein inekleri etkilemektedir. Genellikle doğumu izleyen 6-48 saat içerisinde ineklerin yatıp, kalkamaması ile karakterize bir hastalıktır. Ancak birçok durumda klinik belirtiler ortaya çıkmamaktadır. Süt hummasının sebebi kolostrum ve süt salgısıyla aniden ve yüksek miktarda kalsiyum harcanmasıyla, kandaki kalsiyum düzeyinin düşmesidir.  
  • Kandaki kalsiyum seviyesi, kalsitonin ve parathormon ile dengede tutulur. Günlük 40 litre süt üreten bir inek normal rasyona ilave olarak ekstra 80g/gün kalsiyuma ihtiyaç duymaktadır. Ancak vücut depolarındaki kalsiyumun tamamen aktif hale gelmesi 2-3 gün sürmekte, bu dönemdeki yetmezlik halinde de hipokalsemi ortaya çıkmaktadır. Yaşça büyük inekler daha yavaş tepki verdiklerinden süt hummasına daha yatkındırlar.
  • Aynı zamanda, kandaki magnezyum seviyesinin düşük olması da kalsiyum kontrolünü etkileyebilmektedir.
  • Kuru dönemin sonlarına doğru hayvanlara yüksek miktarda kalsiyum verilmesi ve doğumdan sonra da kalsiyum bakımından eksik besleme hastalığın hazırlayıcı sebeplerindendir. Rasyonda mineral madde miktarı ve Ca/P oranları dikkatlice takip edilmelidir. Sodyum (Na) ve potasyum (K), laktasyondaki sağmal ineklerin rasyonlarında olması gereken unsurlardır. Ancak, kurudaki ineklerin rasyonlarında temel olarak sodyum (Na) ve potasyum (K) fazlalığından kaçınmak gerekir. Gerekirse gebeliğin son 20 gününde yemlere 150 gr kadar anyonik tuzlardan (amonyum ve magnezyum minerallerinin klorür veya sülfat tuzları) katılarak rasyonlara asidik karakter kazandırılmalı bu sayede iskeletten kalsiyum mobilizasyonu sağlanmalıdır. Kuru dönem diyetindeki kalsiyum miktarını buzağılamadan 3-4 hafta önce günde 50g’ın altına düşürülmeli (ideali ise günde 30 g'dan az). Diyetteki magnezyum seviyeleri ise günde 40gr'ın üstünde olmalıdır. Yine kuru dönemde kalsiyum mobilizasyonu için bir başka alternatif yöntemde özelikle gebeliğin son 3-4 haftasında yonca gibi kalsiyum ve potasyumdan zengin yemleri sınırlayarak, doğumu takip eden saatlerde ise gerekirse ağızdan kalsiyum propiyonat (50-125 g) takviyesi ile süt humması önlenmelidir. Bir başka öneride süt humması riski bilinen ineklere doğumdan hemen önce günde 150 gr kalsiyum klorür içeren jel veya bolus üç gün boyunca verilebilir. 
  • Süt hummasının sürüde görülme sıklığı %1’in üzerinde ise, sürüdeki gizli (subklinik) süt humması oranın %20 civarında olduğu unutulmamalıdır. Süt verimini arttırmaya yönelik ıslah çalışmaları sonucunda, günümüzde işletmelerde %10 oranında hipokalsemi görülmektedir.
  • Hasta hayvanlar strese sokulmamalı, yatmadan dolayı meydana gelebilecek yaraların önlenmesi amacıyla altına bol miktarda yumuşak altlık serilmelidir. 4 saat gibi kısa bir süre içerisinde kas ve sinir dokularında geri döndürülmeyecek hasarlar meydana gelebileceğinden tedaviye olabildiğince erken başlanılmalıdır. Kalsiyumun vücuttan atılımını engellemek amacıyla tedavi sonrasında 24 saat süre ile sağım yapılmamalıdır.

Mide dönmesi:

  • Daha çok yetersiz, ya da fiziksel formu zayıf kaba yem yedirilmesi, küflü yemler, doğumdan sonraki kısa dönemde karın boşluğunda oluşan yer genişliği sığırların abomasumlarının abomasumun sağa veya sola deplasmanı ile karakterize bir hastalıktır. İştah kaybı, süt veriminde düşüklük, sindirim sisteminin hareketlerinin durması görülen başlıca belirtileridir. Otların taze olduğu dönemde meraya çıkarılan hayvanlara ek kuru kaba yem verilmemesi de sebep olabilir. Kuru dönemden, süt üretimi dönemine geçişlerde yeterince uzun lifli (selüloz) kaliteli kuru ot verilmelidir. Doğum sonrası konsantre yem kademeli olarak artırılmalı, küflü yemlerden her zaman uzak durulmalıdır.
  • Süt humması ve diğer hastalıklar önlenmeli ve varsa en kısa sürede tedaviye alınmalıdır. Sığırlarda hatalı/yanlış beslenmeye bağlı olarak özelikle doğumdan sonraki 10 haftada oluşabilecek beslenme (metebolizma) hastalıkları diğer tüm hastalıklarda olduğu gibi tedavi edilebilir hastalıklar olarak değil, mutlak korunulması gereken hastalıklar olarak ele alınmalıdır. Her zaman en ucuz ve başarılı tedavi yöntemi, hastalıklardan korunmadır.

İkinci Dönem (Doğumdan Sonraki 10-20 Hafta);

  • İkinci dönem süt verimindeki artışın duraklayıp yavaş, yavaş azalmaya başladığı dönemdir. Bu dönemdeki azalmanın olabildiğince yavaş olması büyük ölçüde ilk dönemde iyi bir bakım ve besleme uygulanmasına bağlıdır.
  • Laktasyonun ikinci döneminde de kaba yemin mümkün olduğu kadar kaliteli olması ve süt veriminin takip edilerek süt verimine göre rasyon düzenlenmesi büyük önem taşımaktadır. Bu dönemde süt verimi yüksek olsa da hayvanın yem tüketimi de yükselmiştir, böylece ineğin enerji ve besin maddeleri gereksinimi rahatlıkla karşılanabilir. Laktasyonun bu döneminde de ilk dönemdeki kurallara dikkat etmek gerekir ve dikkat edilmediği takdirde aynı beslenme bozukları oluşabilir.

Üçüncü Dönem (Doğumdan Sonraki 20. Haftadan Kuruya Çıkıncaya Kadar);

  • Laktasyonun üçüncü dönemi hayvanın bakım ve beslenmesinin en kolay yürütülebildiği dönemdir. Bu dönemdeki problem hayvanın besin maddesi ve enerji gereksinimlerinin karşılanamaması değildir, süt verimi, vks çok iyi takip edilmelidir.

Süt Veriminin Aşırı Ya Da Ani Düşüşlerin Muhtemel Nedenleri


  • Süt veriminde görülen ani ve aşırı düşmelerin en yaygın sorumlusu mastitistir. 
  • Konsantre yemin alıştırma uygulamaksızın aşırı miktarlarda yedirilmesi, 
  • Yağ, nişasta ya da yapısal olmayan (melas gibi) diğer karbonhidratların fazla yedirilmesi, 
  • Konsantre yemin hayvanın canlı ağırlığının %2’sini geçmesi (konsantre yem toplam rasyonun laktasyon pikinde %50, normal verim düzeyinde %40’den fazlasını oluşturmamalıdır.), 
  • Rasyon dengesizliği ya da eksikliği, 
  • Enfeksiyöz hastalıklar,
  • Zehirli yabani bitki ve tohumların yenmesi, küfler ya da diğer zehirlenmelere bağlı yem tüketiminin azalması,
  • Hayvanların verimine göre ayrılarak beslenmediği işletmelerde gelişen ketozis, 
  • Suyun yetersiz veya sağlıksız olması,
  • Aşırı hava sıcaklığı veya yüksek nem oranı, 
  • İlkbaharda hayvan meraya ilk çıktığında kaba yem olarak kuru otun (kuru madde) tamamen kesilmesi,

Gibi nedenler süt veriminde ani düşüşlere neden olabilir.

Laktasyon Döneminin Kısa Sürmesinin Muhtemel Nedenleri:

  • Hayvanların aşırı yağlanmaları, 
  • Özellikle enerji başta olmak üzere yetersiz beslenme, 
  • Hayvan sağım ünitesine girdiğinde 0,5-2 dakika içinde sağıma başlanılmaması, 
  • Aşırı kalabalık ve sıcak bekleme bölmeleri, 
  • Sağım makinelerinin ayarsız olması,
  • Mastitis, 
  • Sağım sırasındaki müdahaleler (enjeksiyon, kötü davranış gibi stres faktörleri),
  • Kalıtım
Gibi nedenler laktasyon döneminin kısa sürmesine yol açabilir. 

Yorum Gönderme

0 Yorumlar