Dana-Düve Bakım ve Besleme

Dana Bakımı ve Besleme

ineklerin beslenmesi nasıl yapılır

*6 Ayını dolduran erkek ve dişi sığırlar dana olarak adlandırılırlar. Erkek ve dişi danalar ayrılır ve farklı bakılıp beslenirler. Bu dönemde özellikle damızlık hayvanların açık havadan ve meradan yararlanabilmesi çok önemlidir. 

*Mevsim şartları müsaade ettiği sürece hayvanlar meraya çıkarılmalıdır. Meradaki vejetasyon durumuna göre çiftlikte yem takviyesi yapılır. 

*Merada açık hava, aktivite, çok besleyici olmasa dahi vitamin, mineral ve sudan zengin taze otlar hayvan gelişimini çok olumlu etkileyecek ve damızlık değerlerini artıracaktır. 

*Damızlık olacak hayvanların yağlanmamasına özen gösterilir. GCAA 800 gr’ın üzerine çıkmamalıdır. 

Yağlanmanın Zararları

  • Meme dokusu fazlası ile yağlanır ve süt üretecek salgı hücrelerinin gelişimi engellenir.
  • Ovarium-yumurtalıklar yağlanır, yumurtlama faaliyetleri bozulur.
  • Böylelikle hayvan gebe kalamaz, kalsa da süt verimi istenilen seviyeye ulaşamaz.
  • Damızlık olmayacak danalar yoğun yemlemeye tabi tutulurlar. Bu dönemde hayvanın danaların toplam KM tüketimi CA’nın %3’ü civarındadır. İhtiyaç duyulan HP %16, ME 2600’dür.

Düve Bakımı ve Besleme


sağlıklı hayvanım

*12 Ayını doldurmuş dişi sığırlar düve olarak adlandırılır. Cinsel olgunlaşma başladığı için bu dönemde erkek ve dişiler birbirinden ayrılmalıdır. Bu dönemde de hayvanların yağlandırılmaması çok önemlidir. Hayvanlar yağlandırılmamaya çalışılırken zayıf da bırakılmamalıdır. Besleme seviyesi çok düzenli takip edilmeli her ay vücut ölçüleri ve ağırlıkları takip edilmelidir. Bu dönemdeki beslenme kalitesi hayvanın bütün verim ömrünü etkileyecektir.

*Holstein ırkı düveler yaklaşık 14 aylık yaşta, 125 cm cidago yüksekliğinde ve 340-380 kg canlı ağırlığa ulaştığında tohumlanırlar. Aynı yaşlarda Jerseyler 280 kg, simentaller de yaklaşık 16 aylık yaşta ve 400 kg canlı ağırlığa ulaştıklarında cinsel olgunluğa ulaşmış kabul edilir ve tohumlanırlar. Söz konusu hayvanların büyümeleri 36 aylık yaşa gelinceye kadar devam eder. İlk doğumunu yapan ineklerin de erişkin örneklerinden %25 daha az süt verdiği bilinir. Erken tohumlamalarda düve vücut gelişiminde çok geri olacağı için hem gelişmesi olumsuz yönde etkilenir, hem buzağısı istenilen şartları karşılamaz hem de verim hayatı çok olumsuz etkilenir. Geç tohumlama da hayvanın verim dönemine geç gireceği için ekonomik zorluklar getirir, maliyetleri artırır.

*Hayvancılık sektöründe en maliyetli iş damızlık hayvan yetiştirmektir.

*Bu dönemde de meralardan yararlanmak maliyetleri önemli oranda azaltacak, gelişim ve verimi önemli oranda artıracaktır.

*Sakin bir şekilde davranılarak ve sevgi ile yetiştirilen buzağı-düveler; inek dönemlerinde yapılacak uygulamalara karşı (sağım, aşı, muayene, nakli vb) agresif bir şekilde idare edilenlere göre daha az reaksiyon gösterirken, çiftlik personeli açısında da daha az yaralanma riski taşımaktadırlar. Bu nedenle, hayvanları ürkütecek her türlü davranıştan özenle kaçınılmalıdır. 

*Dişi sığırlarda meme gelişimi en çok 4-9 aylık yaşlar arasında olmaktadır. Bu dönemde aşırı besleme (Holstein gibi iri cüsselilerde günlük canlı ağırlık artışı 800gr, jersey gibi küçük cüsselilerde 500gr’dan fazla) durumunda memede; süt bezlerinin yerini yağ dokusu dolduracağından, et memelilik denilen tablo şekillenebilir ve daha sonra yapılacak yem kısıtlaması ile de giderilemez. Özellikle 4–9 aylık yaş dönemlerinde aşırı beslemeden kaçınılmalıdır. Düvelerde önerilen vücut kondüsyon skoru 2,75-3,25’dir. Dişi danalar cüsseye ve yaşa göre gruplandırılmalıdır. Özellikle kısıtlı yemleme yapıldığında büyükler küçüklerin yemlerini tüketebileceği unutulmamalıdır. 

*Ülkemizde yanlış uygulamalardan biri düvelerin kalitesiz kaba yem veya sağmal hayvanlardan arta kalan yemlerle beslenmesidir. Bu durum, gelişme geriliğinden, düzensiz canlı ağırlık ve büyüme artışına buna bağlı olarak da geç, düzensiz veya gizli kızgınlıktan, kızgınlık göstermeme ve döl tutmamaya varan sorunlara yol açmaktadır. 

*Holstein ırkı dişi danaların 9 aylık yaştan önce kızgınlık göstermesi aşırı beslendiğinin göstergesidir.

Düveler; ergin canlı ağırlığının yaklaşık % 60’na, 13-15 aylık yaşa ve en az 125 cm sağrı yüksekliğine (küçük cüsseli jersey ve yerli ırklar hariç) ulaşmadan gebe bırakılmamalıdırlar. Yerli ırk düveler ise, 18 aylık yaştan küçük olmamak üzere, ergin yaş ağırlığının 2/3’üne ulaştığında tohumlanmalıdır.
  • İlkine buzağılama yaşı; yapılan araştırmalar entansif bakım ve besleme koşullarında en uygun ilkine buzağılamanın, 23-26 aylık yaşlar olduğu, 28 aylık yaştan sonra buzağılayan düvelerde, 1.laktasyondaki süt veriminde bir miktar artış görünse de sonraki laktasyonlarda süt veriminin 23-26 aylık yaşlarda buzağılayanlara oranla daha düşük olduğunu ortaya koymuştur. Düveler buzağıladığında ergin canlı ağırlığının yaklaşık % 80’ine sahip olmalıdır. 
  • Geç yaşta tohumlanan düvelerde; mali kayıpların yanı sıra, güç doğum ve mastitise yakalanma oranı artmakta, verimli ömür süresi ise kısalmaktadır. 23-26 aylık yaşta yani zamanında ilkine doğum yapan düveler geç buzağılayan düvelere göre sürüde daha uzun süre kaldıklarından hayat boyu elde edilen buzağı sayısı ve süt miktarı daha yüksek olmaktadır. İlkine buzağılama yaşının 1 aylık değişimi 100 başlık sürüde, sürü yenilemede gerekli düve sayısını ±3 baş değiştirmektedir.
  • Erken yaşta (13 aydan önce) tohumlanan düvelerde ise güç doğum ve buna bağlı buzağı kayıpları, vücut\iskelet gelişimini tamamlayamama, hastalıklara karşı dirençsizlik, süt veriminin tüm laktasyon boyunca daha az olması gibi olumsuzluklar yaşanabilmektedir
  • Güç doğuma sebep olabilecek boğa spermalarının düvelerde kullanılmasından özelikle kaçınılmalıdır. Araştırmalar çok güç doğum yapan ineklerin yağ verimi düşüklüğü ile beraber laktasyonda 700 kg daha az süt verdiğini ortaya koymaktadır. 
  • Gebe düvelerde buzağılamaya 15 gün kala süt yemine başlatılarak, doğuma kadar süt yemine alıştırılması tamamlanmalıdır. Bunun için yaklaşık 2 kg yem ile başlanmalı, her gün 250 gr artırılmalıdır.

Besicilik

Tosun Bakımı ve Besleme

besicilik için hangi hayvan beslenmelidir
  • Sığırların kesimden belli bir süre önce özel olarak beslenerek, et verimi ve kalitesinin arttırılmasına yönelik faaliyete besicilik denilmektedir.
  • Bütün hayvansal verimlerde olduğu gibi et verimi üzerinde de çevre (bakım ve besleme) ve genetik faktörler etkili olmaktadır. Besicilikte karlılığın yolu iyi bakım besleme koşulları ile hayvanın genetik kapasitesinden geçmektedir. Bu bağlamda;
  • Besiye alınacak hayvanlar; ırk, yaş, cinsiyet, kastre/burma/eneme, daha önceki yetiştirme koşulları ve beden yapısı/büyüklük yönünde mümkünse eş kategoride olmalıdır. Besi gruplarındaki danalar arasında yaş farkı 60 günü geçmemelidir.
  • Besi kabiliyeti yüksek etçi veya kombine ırklar ya da melezi hayvanlar beside tercih edilmelidir. Irk gibi, bölgesel veya işletme bazında da besi performanslarında farklılıklar olduğu unutulmamalıdır
  • Sütçü ırk sığırların erkeklerinin besi performansları (yemden yararlanma, günlük canlı ağırlık artışı, karkas randımanı ve et/kemik oranları) etçi ırk sığırların erkeklerine göre dezavantajlı görünmektedir. Etçi ırkların erkeklerine göre % 10-15 daha fazla besleme giderlerine sahip olan sütçü ırkların besilik materyal olarak daha ucuza satın alınabilme avantajı göz önünde bulundurulduğunda besisi kazançlı olabilir. 
  • Besiye alınacak hayvanlar genç olmalıdır. Genç yaşta tüketilen yeme karşılık kazanılan canlı ağırlık artışı yüksek iken (yemden yararlanma), hayvanın yaşı ilerledikçe durum tersine dönmektedir.
  • Besiye alınacak hayvanlarda Vücut Kondisyon Skoru (VKS) 2-4 olanlar tercih edilmeli, çok zayıf (VKS 1-1,5) veya çok yağlılık (VKS 4,5-5) kazancı sınırlamaktadır.
  • Yetersiz bakım ve beslemeye maruz kalmış veya sindirim, solunum sistemi gibi rahatsızlıklar geçirmiş buzağılar kavruk (iskelet yapısı gelişmemiş) kalacaktır. Bu tipteki hayvanların besi performansları genellikle kötü olacaktır. Besiye alınacak hayvanlarda gelişme geriliği görülmemeli, iskelet sistemi, yaşı ve cinsiyeti genetik kapasitesi ile uyumlu olmalıdır. 
  • Hayvanlar besiye alınırken, kesime gönderileceği tarihte öngörülen kırmızı et fiyatları, besi dönemindeki sıcaklıklar ve salgın hastalık riski gibi faktörler göz önünde bulundurulmalıdır.
  • İşletmeye hayvanlar alınır alınmaz boynuz köreltme gibi ağır strese neden olan uygulamalardan kaçınılmalıdır.
  • Biyogüvenlik tedbirleri (temizlik, karantina, aşılama, paraziter mücadele gibi) eksiksiz uygulanmalıdır. (Sığır Yetiştiriciliğinde Biyo-Güvenlik için tıklayınız.)  
  • İşletmeye sonradan alınacak hayvanlar, en az 15 gün süreyle ayrı bir yerde karantinada tutulmalı ve sağlıklı oldukları anlaşılanlar, mevcut sürüye katılmalıdır. İşletmedeki hayvanlara, birçok bulaşıcı hastalığın sürüye sonradan katılan hayvanlardan geçtiği unutulmamalıdır.
  • Barınaklarda, serbest veya açık sistemli model tercih edilmelidir. Kar, yağmur, rüzgar, çamur, nem (%80-90) ve sıcaklık faktörleri şiddetleri ile orantılı olarak yemden yararlanmayı ve canlı ağırlık artışını olumsuz etkilemektedir. ( Sığırlarda Uygun Barınak Yapıları İçin Tıklayınız.)
  • Besi girdi maliyetleri; besilik materyal temini, yem giderleri ve diğer giderler olmak üzere temelde üç ana kalemden oluşmaktadır. Bu kalemlerin maliyet üzerindeki etki oranları, piyasa koşullarına bağlı olarak değişmekle birlikte ülkemizde temel kabul olarak; besilik materyal için % 58, yem giderleri için % 30 ve diğer giderler (işçilik, elektrik, veterinerlik, vs.) için de % 12 dir. Besicilikte Koruyucu Hekimlik Uygulamaları İçin Tıklayınız.)

Besilik materyal genelde çevre işletmeler veya hayvan pazarlarından toplanır. Bu nedenle nakil edilecek hayvanlarda travmaları minimize etmek için;

  • Hayvan satın alan bir işletme; hayvanların temel ihtiyaçlarını gözeterek, uygun araçla naklini sağlama yönünde tedbir almalıdır. Uzun mesafeler için araçlarda yem ve su üniteleri olmalıdır. Kısa mesafelerde bu tesisata gerek olmayabilir.
  • Nakil sırasında hayvan başına ayrılacak alan “yükleme yoğunluğu” olarak ifade edilmektedir. Yükleme yoğunluğuna tür, yaş, canlı ağırlık, cinsiyet, nakil süresi, çevre sıcaklığı, boynuz varlığı gibi faktörler etki etmektedir. Yükleme yoğunluğunun ölçülmesinde hayvan başına ayrılan alandan ziyade belli bir canlı ağırlığa ayrılan alanın tercih edilmesi daha doğrudur. Araç içinde hayvan yoğunluğunun artmasına bağlı olarak hayvanlarda düşme, yaralanma, yavru atmalarda önemli oranda artış olacağı yükleme esnasında göz önünde bulundurulmalıdır.
  • Türü (koyun, sığır gibi) ve cinsiyeti (erkek, dişi) farklı hayvanlar ayrı nakledilmeli veya aynı nakil araçlarında farklı bölmelerde taşınmalıdır.  
  • Hayvanlar nakil araçları içinde baş, boyun, bacak ya da vücudunun herhangi bir yerinden bağlanmamalıdır.
  • Hayvan nakil aracın taban döşemeleri üzerine en az 20 cm kalınlığında sap, saman, talaş vb altlık serilmelidir.
  • Yükleme sırasında hayvanları yönlendirmek ya da hareket ettirmek için sopa ya da elektrikli üvendire kullanılmamalıdır. Elektrikli üvendire yerine, ince esnek bir çubuğun ucuna bağlanmış küçük naylon bir parça veya küçük bir kumaş yardımıyla hayvanlar hareket ettirilmelidir. 
  • Hayvanların nakliye aracına yüklenmesinde ve indirilmesinde mutlaka uygun rampalardan yararlanılmalıdır. Rampalar; zemini kaymayı, kenarları ise hayvanın rampadan çıkmasını engelleyecek yükseklikte olmalıdır,
  • Hayvanlar aşağı doğru inmek yerine yukarı doğru çıkmayı tercih ederler. Bu nedenle indirmede kullanılacak rampanın meyil yönü yukarı yönde, 10-25° açıyla olmalıdır. 
  • Yolculuğu tamamlayan hayvanlar mümkünse barındırılacak ahırlara veya ahırlarının çok yakınına ürkütülmeden indirilmelidir. 
  • Hayvanlar gelmeden önce indirilecekleri alandaki yemliklere kaliteli kaba yem (kuru ot, kuru yonca, kuru fiğ vb.) konulmalıdır. Kesif yem hayvan başı 0,5 kg kadar verilmeli ve her gün 0,25 g artırılmalıdır.
  • İndirilen hayvanlara; indirildikleri alanı tanıma fırsatı verilmeli bu amaçla 1-2 saat boyunca hayvanların yanına girilmemeli ve her türlü müdahaleden kaçınılmalıdır.
  • İndirilen hayvanlar, 1-2 saat dinlendirildikten sonra kontrolü su verilmelidir.
  • Besilik erkek sığırlarda, aralarındaki sosyal yapıyı güçlendirerek stresi minimize etmek için serbest dolaşımlı barınaklar 7-10 başlık bölmeler şeklinde düzenlenmeli ve kesime sevk edilene kadar da zorunlu olmadıkça aynı grup içinde tutulmalıdır.
  • Serbest padok sisteminde, 15 günlük karantinadan sonra kavgaya bağlı yaralanmaları minimize etmek için özelikle yerli ve melezi ırklarda köreltme işlemi yapılmamış ise boynuzlar kesilmeli (18 aylık yaştan büyüklerde ve sıcak mevsimlerde önerilmemektedir) ve hayvanlar canlı ağırlık, yaş ve ırka göre gruplandırılmalıdır.
  • Özellikle bağlı duraklı ahırlarda hayvanların ahıra alıştırılması, zaman aldığından hayvanları bağlamak için aceleci davranılmamalıdır. Önce yemliklere kesif yem dökülmeli, bunu yemek için gelen hayvanlara yaklaşılarak bağlamaya çalışılmalıdır. 
  • İlk kez bağlanan hayvanlar, 4-5 gün boyunca sık aralıklarla izlenmelidir.
  • Hayvanlar geldikleri işletmede, nakliye ve yeni ortamdan dolayı strese girmekte oluşan strese bağlı direnç sistemlerinin zayıfladığı akıldan çıkarılmamalıdır.
  • Nakliye sonrası şekillenebilen öksürüğe karşı barınak içi havalandırma kapatılmamalı, içeride hava cereyanı oluşturmadan sürekli temiz hava sağlanmalıdır. 
  • Satın alınan hayvanların indirileceği işletmede sığır bulunuyorsa, getirilen hayvanlar, ayrı bir ahırda karantinaya alınarak sağlık statüsü eşitlenene kadar bir araya konulmamalıdır. Karantina süresince araç ve gereçler ortak kullanılmamalıdır.

besicilikte hangi hayvanlar beslenilir
  • Tüketicinin isteklerine cevap verecek tarzda bir karkası, kısa sürede ve ekonomik yöntemlerle elde etmek amacıyla hayvanların yoğun şekilde beslenmesi olarak tanımlanabilir. Sığır besisinde en uygun program şudur demek pek doğru değildir. Yetiştirici, pazar koşullarına, besilik hayvan ve yem teminine, mevsime, ekonomik durumuna, barınak ve işçilik kapasitesine göre program yapmalıdır. 
  • Genç erkek sığırların yanı sıra, damızlık özeliği olmayan genç dişiler ve damızlık değerini yitirmiş inekler, boğalar ve öküzler de besiye alınarak et verimleri iyileştirilebilir. Besicilikte karlılık, besi hayvanından elde edilen birim kırmızı et miktarı kadar birim et için yapılan harcamalara bağlıdır. Ayrıca besicilik yüksek sermaye istediğinden, yüksek enflasyonlu (yıllık %2 den fazla) ülkelerde besi devir hızı (süresi) besicilik faaliyetinden bağımsız olarak karlılık üzerine etki etmektedir.
  • Besi performansı üzerinde, hayvanın ırkı, yaşı, cinsiyeti, orijini, beden yapısı ve kondüsyonu ile bakım ve beslenmesi etkili olmaktadır. Besi performansın değerlendirmesinde, canlı ağırlık artışı (çoğunlukla günlük) ve yemden yararlanma yeteneği (1kg canlı ağırlık artışı için tükettiği yem miktarı) olmak üzere iki parametre esas alınmaktadır. 
  • Farklı bir bölgeden satın alınıp işletmeye getirilen hayvanların öncelikle strese gireceği unutulmamalıdır. İşletmeye yeni alınan besilik sığırlar ilk 2 hafta boyunca, kaliteli kuru ot (çayır otu, fiğ+yulaf, yonca) ve temiz içme suyu gibi temel ihtiyaçlarının karşılanması yanında hafif egzersizle birlikte güvenli rahat bir dinlenme ortamı (bol saplı veya talaşlı, kuru gübre, kumlu yataklık) sağlanarak bakıcıya ve ortama alıştırılmalıdırlar.
  • Konsantre yem ve samana dayalı yapılan besicilik beslenme yönünden (asidoz, ayak hastalıkları vb.) sorunludur, rasyonda mutlaka kaliteli kaba yeme yer verilmelidir. 
  • Besi sığırlarına su serbest olarak sağlanmalıdır. ( Sığırlarda Topallık (Asidoz) İçin Tıklayınız.)
  • Genç hayvanların beslenmesi (6-10 aylık); 300-350 kg canlı ağırlığına (ergin canlı ağırlığının yaklaşık %65) ulaşılıncaya kadarki büyüme döneminde mineral madde ve protein gereksinimi çok daha yüksek olup 150-350 kg canlı ağırlığındaki besi hayvanlarında rasyonun ham protein düzeyinin %14-15 olması tavsiye edilmektedir. Öncelikle hayvanın iskeleti geliştirilerek üzerine kas birikimi sağlanmalıdır.  Bu dönemde protein miktarı kadar proteinin içerdiği metiyonin, lizin ve treonin aminoasit ihtiyaçlarının dengeli bir şekilde karşılanması sonraki günlük canlı ağırlık artışı bakımından önem taşımaktadır.
  • Rasyondaki kaliteli kaba yem oranının kuru madde esasına göre %30 olması önerilir. Rasyondaki kaliteli kaba yem oranı bu dönemde düşürülmemelidir. Fazla tahıl veya kesif yem verilmesi asidoz ve laminitis riskini artıracağından beklenen canlı ağırlık artışı sağlamayacaktır. Bu dönemde mısır veya ot silajları 5-6 kg kadar verilebilir. 
  • Besi Bitirme Dönemi; 300-350 kilodan 550-600 kg canlı ağırlığına ulaşılıncaya kadar ki bu süreçte besi sığırları yoğun besi programına tabi tutularak, besi sonu canlı ağırlığına en kısa sürede ulaşılması amaçlanmalıdır. Bu dönemde rasyonun ham protein düzeyinin % 12-13 arasında olması yeterlidir, canlı ağırlık artışını hızlandırmak için rasyonda tahıl ve konsantre yem ağırlığı artırılabilir. Asidoz ve ayak hastalıklarından korunmak ve daha iyi bir besi performansı için tahıllar çok ince öğütülmemelidir. Yemlemede yemden yeme geçişe önem verilmeli aynı firmanın yemi olsa dahi en az 4-5 gün eski yem ile yeni yem karıştırılarak sunulmalıdır. Bu dönemde rasyonun kaba yem oranı % 15-20 seviyesine kadar düşürülebilir.   Rasyona gerekirse asit tamponlar eklenebilir.

Hayvanın Canlı Ağırlığına (CA) Göre Yaklaşık Kuru Madde Tüketimi 



  • Besi sığırları genellikle enerji düzeyi yüksek rasyonlarla beslenmekte olup, yaş ilerledikçe, canlı ağırlık artışı artıkça, enerji gereksinimi de artmaktadır. 
  • Besi sığırı rasyonları yüksek enerji gereksinimini karşılamak üzere fazla miktarda tahıl içerdiğinden yemler en az 3-4 öğünde veya ad libitum olarak servis edilmelidir
  • Yemleme mümkün olduğu kadar günün aynı saatlerinde yapılmalıdır. Hayvanlar günlük tüketimlerinin önemli bir kısmını sabah erken saatlerde gerçekleştirdikleri unutulmamalıdır.  
  • Hayvanların kaba yemi ayırıp kesif yeme yönelmelerini önlemek için kaba ve kesif yemler mutlaka homojen bir şekilde karıştırılmalıdır. Bu amaçla mümkünse kesif ve kaba yemler yem karma vagonlarında karılmalıdır. Rasyonda kullanılacak su oranı yüksek yemler (possa ve silajlar), iyi bir homojenizatör görevi görebilir.
  • Yüksek seviyedeki nem yem tüketimini azaltarak gelişmeyi yavaşlatırken, nemin düşük oluşu meydana gelecek tozlanma nedeniyle solunum sistemi irrite olacaktır. Asidoz veya laminitis durumlarında rasyonda kaba yem düzeyi ve kaba yemin partikül boyutu artırılmalı gerekirse tampon madde kullanılmalıdır. Yeme katılacak tampon maddeler sorunların çözümünde yardımcı rol oynayabilir esas odaklanılması gerekenin ise rasyonun yapısı ve yemlik yönetimidir.
  • Yeme katılacak tampon maddeler yem tüketimi, selüloz sindirimi ve mikrobiyel protein sentezini iyileştirilebilir. Uzmanlar; toplam rasyon kuru maddesinde tampon madde olarak % 0,6-0,8 oranında sodyum bikarbonat (NaHCOȝ) veya sodyum bikarbonat + magnezyum oksit (3:1 oranında) kullanılmasını önermektedir.
  • Asla küflü, donmuş ve bozuk yemler hayvanlara yedirilmemelidir.
  • Kırmızı et üretim maliyetinde önemli ağırlığı olan yemden, hayvanların azami şekilde yararlanmaları sağlanmalıdır. Bunu sağlamak için de belirli periyodlarla sürüde VKS tayini veya canlı ağırlık tartımı, rasyon ve gübre analizi yaptırılarak hayvanların verilen yemden ne oranda yararlandığı tespit edilmelidir.
  • Hayvanın yaşı büyüdükçe tükettiği yeme karşılık sağladığı canlı ağırlık artışı azalmaktadır. Bir başka ifadeyle yemden yararlanma oranı düşmektedir. Canlı ağırlık artışı, genç hayvanlarda daha çok kas (et) kütlesi kaynaklı iken, yaşlı hayvanlarda yağ kütlesinden kaynaklanmaktadır. Yağ depolayan hayvanlar canlı ağırlık artışını yüksek miktarda enerji tüketerek sağladığından, besisi ekonomik olmaktan çıkmaktadır.
  • Yem yeme, içme suyu tüketme, dışkının kompozisyonu, solunum sistemi ve ayak sorunları düzenli olarak gözlenmeli, sorunlar vakit geçirilmeden sorumlu veteriner hekime bildirilmelidir.
  • Sıcak iklimlerde gece yemlemesi yapılmalı, yem tüketimini teşvik etmek için yemlikler iyi aydınlatılmalı ve kaba yem oranı sınırlar içinde azaltılmalıdır. Kışın kaba yem oranı sınırlar içinde artırılmalıdır.

Yorum Gönderme

0 Yorumlar