Sığırlar İçin İyi Bir Rasyon Nasıl Olmalıdır?

Rasyon-Kesif ve Kaba Yemler Arasındaki İlişki

kaliteli mısır silajı nasıl olmalıdır

İyi Bir Rasyon Nasıl Olmalıdır?

  • Sığırlar öncelikle kaba yeme dayalı olarak beslenmeye çalışılmalıdır. Kaba yemle karşılanmayan eksik besin maddeleri konsantre yemlerle tamamlanmalıdır. Ancak süt sığırlarının besin maddesi gereksinimlerinin birçok faktöre göre değişiyor olması, yem maddelerinin ise besin maddeleri kapsamları ve çeşitli özellikleri bakımından çok değişiklik gösterebilmeleri rasyon dengelenmesini zorlaştırmakta ve bazı temel bilgileri zorunlu hale getirmektedir. Sürünün Vücut Kondisyon Skoru (VKS) rasyon belirlemede önemli gösterge olduğu unutulmamalıdır.
  • Rasyon şayet iyi bir şekilde dengelenmemiş ise inekler bazı besin maddelerini gereğinden fazla ya da yetersiz alıyor olabilir. Dengesiz rasyonla beslenen sürülerdeki hayvanlar hiç bir zaman genetik kabiliyetlerini yansıtamaz. İneklerin genetik kabiliyetleri arttıkça rasyon dengesizliklerine daha duyarlı olduğu unutulmamalıdır. İyi hazırlanmamış rasyonlar, verim kayıplarından ölümlere varana kadar etkileri olmaktadır.
  • Hayvanın cinsiyetine ve yaşına göre besin maddesi gereksinimleri; yaşam payı, büyüme, gebelik ve verimi (süt, süt yağı, süt proteini, laktasyon dönemi) gereksinimlerinin toplamından oluşur. Rasyon aşağıda belirtilen özelliklere sahip olmalıdır.

1-Hayvanın ihtiyacı olan besin maddeleri

a) Su

  • Sığırlarda su tüketimi, tükettiği yem miktarı ve özellikleri, hava koşulları, süt verimi ve laktasyon dönemi gibi faktörlere göre değişim göstermektedir. Sığırlarda su tüketim miktarı tüketilen kuru maddenin yaklaşık 4-6 katıdır. Suyun yaşamsal önemi dışında, yetersizliği doğrudan verim üzerinde etki etmektedir. Bu nedenle ahır içinde tüm hayvanların her daim kolayca ulaşabildiği yeter sayıdaki suluklarda, temiz, serin ve taze su bulundurulmalıdır. Günde iki kez sabah akşam sulama özelikle sıcak havalarda besilik, yüksek verimli süt sığırlarında, buzağılarda, ileri gebelerde yeterli olmamaktadır. İdrarın rengi ve boşaltma süresi susuzluğun göstergesi olarak değerlendirilmelidir.

b) Enerji kaynakları

  • Uzun lifli karbonhidratlar; geviş getirmeyi uyarırlar ve sindirim kanalından geçişi düzenlerler., nişasta ve şeker gibi lifsiz karbonhidratlar kolay eriyebilir enerji konsantreleridir. Çeşitli yağlar da enerji gereksinimini karşılamak üzere veya esansiyel yağ asitleri kaynağı olarak kullanılabilir.

Enerji Oranı Yüksek Bazı Yem Çeşitleri:

  • Arpa
  • Mısır
  • Yulaf
  • Buğday
  • Mısır Slajı
  • Şeker Pancarı Posası

c) Ham protein

  • Rumende parçalanan proteinler, rumende parçalanmayan proteinler, protein yapısında olmayan azotlu bileşiklerden oluşur.
  • Bitkilerin gelişme düzeyine (olgunlaşmasına) veya yetiştiği toprakların gübrelenme çeşit ve düzeyine bağlı olarak değişen düzeylerde nitrit (NO2), nitrat (NO3) gibi azot içeren ama protein olmayan bileşikler de, temelde azot içermelerinden dolayı ham protein kapsamına dahil olurlar. Rumen mikroorganizmaları, azot içeren ama protein olmayan bileşikleri de amonyağa dönüştürerek, hücre proteinlerinin veya azotlu bileşiklerinin sentezinde kullanırlar.  Mikrobiyal protein üretiminin optimum düzeyde meydana gelmesi, hayvanlardan beklenen verimin arttırılması, rumen ortamına ve hayvanlara verebileceği olumsuz etkilerin önlenmesi bakımından son derece önemlidir.
  • Yemlerdeki gerçek proteinlerin bir kısmı rumendeki mikrobiyal yıkımlama (fermentasyon) olayından etkilenmeden yani amonyağa dönüşmeden rumenden geçerek 4. mide bölmesine (abomasum-şirden) ulaşır. Bu proteinlere By-Pass proteinler denir. Yemlerin ham protenilerin rumendeki parçalanabilinirlikleri farklıdır. Örneğin; arpada bulunan ham proteinin rumendeki yıkımlanma oranı yaklaşık %80 iken, yulafın %35, soya küspesinin %65, ayçiçeği küspesinin %70, soldurulmuş veya kurutulmuş yonca otunun %75, mısır silajının %60 tır. 
  • Geviş getiren hayvanlarda her türlü azotlu maddeden işkembedeki mikro organizmalar tarafından protein üretiliyor olsa da yüksek verimli ineklerin rumenlerinde sentezlenen protein miktarı gereksinimlerinin tümünü karşılayamayabilir. Bu durumda rasyonda işkembede parçalanmayan protein oranının %60 ve daha üzerinde olması istenir. Laktasyondaki ineklerde rasyon ham protein yapısında olmayan azotlu bileşiklerden gelen kısmı toplam protein azotunun 1/3’ ünü geçmemelidir. 

Protein Oranı Yüksek Bazı Yem Çeşitleri:
  • Yonca
  • Pamuk Tohumu Küspesi
  • Ayçiçeği Küspesi
  • Fiğ
  • Buğday Kepeği

d) Mineraller

  • Makro mineraller (vücut ağırlığı kg başına 50 mg üzerinde) ve mikro mineraller (vücut ağırlığı kg başına 50 mg'ın altında) olarak ikiye ayrılır. Makro mineraller sodyum (Na), klor (Cl), potasyum (K), kalsiyum (Ca), fosfor (P), kükürt (S) ve magnezyum (Mg), mikro mineraller arasında da demir (fe), flor (fl), iyot (I), selenyum (Se), krom (Cr), manganez (Mn), bakır (Cu), çinko (Zn) bulunmaktadır.

e) Vitaminler ( A, D, E, K ile C ve B kompleks)

  • Sığırlar suda eriyen (B kompleks ve C vitamini) ihtiyacını rumendeki bakteriyel sentez ile karşılar. Yağda eriyen vitaminlerden D, E ve K yem maddelerinde yeterince bulunurken, A vitamini kritik önem taşır. A vitamini ön maddesi olan beta karoten vücutta depolanır ve bu depo 6 ay kadar yeterlidir. Ancak uzun süre yeşil yem yemeyen sığırlarda eksikliği ortaya çıkar. Hayvanlar düzenli kaliteli kuru ot veya silaj tükettiğinde eksikliği pek görülmez.

 2-Hayvanın yiyebileceği ve gereksinimleri karşılayabilecek kuru madde miktarı tespit edilmelidir

  • Yemin kuru madde kapsamı bir taraftan o yemin besin maddesi ve enerji yoğunluğu hakkında bilgi verirken, diğer taraftan rasyonda ne kadar yer alabileceği konusunda da fikir sahibi olmamızı sağlar. Örneğin yaş şeker pancarı posasını ele alırsak kuru madde kapsamı %10’a kadar düşebileceğinden, besin maddeleri ve enerji kapsamının kuru madde esasına göre orta derecede, fakat doğal halde ise oldukça düşük olduğu görülecektir. Bu durumda eğer yüksek verimli bir ineğin gereksinimlerinin önemli bir kısmı bu yem maddelerinden karşılanmaya kalkışıldığında hayvanın rumen kapasitesinin yeterli olmayabileceği açıktır. Yemlerin kuru madde kapsamları aynı zamanda konsantre yemler için hammadde depolama olanakları ve hangi hammaddelerin tüketimine öncelik verilmesi gerektiği hakkında da yol gösterici olabilir.

Kaba Yem İle İlgili Faktörler

mısır silajı kaba yem özellikleri

  • Selüloz bakımından zengin olan yemlere “kaba yem” adı verilir. Kaba yemler; işkembedeki mikroorganizmalar ve asitliğin düzenlenmesi, geviş getirme ve tükürük salgısını artırması gibi yaşamsal fonksiyonlar nedeniyle tüm büyükbaş hayvanlar için elzem bir besin madde kaynağıdır. Kaba yemin kalitesi düştükçe toplam rasyonda daha fazla konsantre yem kullanılması gerekeceğinden, oluşan bu tabloya bağlı olarak hayvanın verim performansı (süt bileşimi ve döl verimi) ve sağlığı olumsuz yönde etkilenmektedir. 
  • Büyükbaş hayvanların yiyebildikleri kaba yemler; ot (çayır otu, yonca, korunga, fiğ üçgül, vb) ve hasıllar, samanlar (buğday, arpa, bakliyatlar vb), hasat ve harman artıkları (mısır sapı, pancar yaprağı, sebze artıkları) ve silajlardır (mısır, yonca, ot, hububat hasılı vb).
  • Kaba yemlerde maksimum sindirilebilir besin maddesi elde edilebilecek en uygun biçim zamanları; buğdaygillerde başaklanma öncesi ile erken başaklanma, baklagillerde geç tomurcuklanma veya çiçeklenme başlangıcı (yonca, korunga, fiğ)  silajlık tahıllarda (mısır, sorgum vb) ise danenin hamur kıvam aşamasına geldiği dönemdir. 
  • Eğer buğdaygiller ve baklagiller karışım halinde ise gelişimleri birbirlerinden farklı olduğundan buğdaygillerin başak oluşumu aşamasında iken hasat gerçekleştirilmelidir.
  • Gölgede kurutulan otların besin seviyesi güneşten kurutulanlara göre daha yüksektir. Kaba yemler, rutubetsiz ve havadar depolarda depolanmadan önce nem oranı %14’ün altına düşecek şekilde kurutulmalıdır. 
  • İşkembede sağlıklı bir ortam yaratmak için kaba yemin kalitesi kadar fiziksel özelliği de esas alınmalıdır. Kaba yemin kaliteli ve iri formda olması, kesif yeme olan ihtiyacı azaltacağı gibi geviş getirmeyi teşvik ederek tükürük salgısını da artıracaktır. Bir sağmal hayvana günlük 20-25 kg mısır silajı veriliyorsa, geviş getirme süresini artırmak için 4-5 kg iri kıyılmış iyi kaliteli kuru çayır veya yonca-korunga-hasıl otu verilmelidir.

Saman

  • Enerji katkısı eksi ve protein katkısı (verim payı) sıfır olarak kabul edilir. Ruminasyonu teşvik etmek, tükürük salgısını uyararak tampon görevi yapması için kullanılır. Yemde, kalitesiz bir kaba yem olan samanın miktarı sınırlı tutulmalıdır, rasyondaki oranı arttıkça kesif yeme olan ihtiyaç ve yem masrafı oldukça artar.

Kaba yemle ilgili şu faktörlere dikkat edilmelidir:

kaba yemle ilgili faktörler

Ø  Biçildiği vejetasyon dönemi (çiçeklenme başlangıcında), 
Ø  Fiziksel formu (3 cm’den uzun kıyımlı), 
Ø  Depolanma koşulları ve süresi, 
Ø  Bölgede kolay elde edilebilir olması, 
Ø  Kaba yem birim fiyatından ziyade içeriğindeki besin maddelerinin birim fiyatları göz önünde bulundurulmalıdır.

Kaba yem fiyatı hesaplanırken 1 kg saman, 1 kg yonca fiyatı değil, 1 kg sindirilebilir selüloz fiyatı esas alınmalıdır.  ( Süt Sığırcılığında Kaba Yemin Önemi İçin Tıklayınız. )

Süt Yağını Etkileyen Faktörler

  • Normal şartlarda rumendeki uçucu yağ asidi profili %65’i asetik asit, %20’si propiyonik asit ve %15’inin bütirik asitten oluşur. Süt yağının memede üretilmesinde başlıca asetik asit kullanılır. Çok az miktarda da bütirik asit kullanılmaktadır. İşkembede üretilen asetik asit miktarının çok olması süt yağının da istenilen düzeyde olmasını sağlar. İşkembedeki uçucu yağ asitleri kompozisyonu ise rasyonun bileşimi, yemlerin fiziksel şekli gibi birçok faktörden etkilenmektedir. 

Yemlerin Rasyona Giren Miktarını Sınırlayan Faktörler:

  • Hayvanın sindirim sistemi üzerine olabilecek ishal yapıcı etkileri nedeni ile kepek ve melasın konsantre yemde %20, toplam rasyonda %15’ten fazla bulunması istenmez. Yine yağ kapsamları bakımından da birçok yem maddesi dikkate alınmalıdır.

Kaba Ve Konsantre Yem Oranı:

  • Genel bir kural olarak, kabul edilebilir düzeylerde süt yağ oranını elde edebilmek için rasyonun kuru maddesinin %60 veya daha fazlasının kaba yemlerden oluşması gerektiği ve yine rasyonda en az %18 oranında ham selüloz bulunması gerektiği bildirilmektedir. %65 oranında kaliteli kaba yem içeren bir rasyonla hayvanın genetik kabiliyetinin üst sınırına yakın düzeyde süt yağı elde edilmesi mümkün olabilmektedir.

Konsantre Yemin Öğütülmesi:

  • Çok ince öğütülmüş ya da çok ince öğütülerek peletlenmiş konsantre yemleri yiyen ineklerin süt yağı oranlarının, taneleri kabaca kırılarak veya ezme haline getirilerek hazırlanmış konsantre yemleri yiyen ineklerinkine göre daha düşük olduğu belirlenmiştir.

Kaba Yemlerin Öğütülmesi Ya Da Peletlenmesi:

  • Kuru otların peletleme ya da herhangi bir nedenle çok ince doğranması ve yine silajların çok ince kıyılmış materyallerden hazırlanması, kaba yemlerin işkembeden geçiş hızını çok artırması ve sindirimlerinin azalması nedeniyle süt yağı oranı üzerine olumsuz etki yapmaktadır. Yem karıştırma makinelerinin kullanım kılavuzuna göre kullanılmamaları halinde, lüzumsuz karıştırma ve kesme işlemi sonucunda çok ince kıyılan kaba yemler adeta çamur haline gelmekte ve selüloz değerleri yok olmaktadır.  
  • Yine çok iri partiküller halinde olan kaba yemleri hayvanlar yeterince tüketmediğinden asidoza yakalanacağı unutulmamalıdır. Rasyondaki kaba yemin; kuru madde bazında en az yarısının biçim uzunluğu 5 cm den fazla olmalıdır.
  • Kaba yemler patoz samanı gibi çok ince doğranmış yemlerden oluşmamalıdır. İnce doğranmış yemler hayvanların geviş getirmelerini dolayısıyla da tükürük salgısını azaltır. Bu durum ineklerde işkembe asitliğini artırarak yemlerden yararlanmayı önler. Tükürük salgısı; rumenin iyi çalışması ve sağlıklı bir sindirim faaliyeti için elzemdir.

Selüloz Düzeyi:

  • Rasyonun tavsiye edilen minimum selüloz düzeyi %18-19’dir. Bu oranda ham selüloz düzeyini sağlayabilmek için hayvanın canlı ağırlığının en az %1,5’i oranında kuru madde bazında kaba yem içermesi gerekir. 

Konsantre Yemin Kompozisyonu:

  • Konsantre yemde tane mısırın oranı %50’yi, toplam rasyonda ise kuru madde bazında % 40’ı geçmemesi gerekir. Soya fasülyesi küspesi ve turunçgil posaları süt yağının artmasını teşvik eder. Tahıl karışımındaki buğday miktarı ise %25 ile sınırlandırılmalıdır. Mevcut bilgiler ışığında işkembenin normal fonksiyonlarını sürdürebilmesi için kolay eriyebilen karbonhidratların oranının rasyonda %35’i geçmemesi önerilmektedir.

Yemleme Sıklığı:

  • Mümkünse kaba ve kesif yemler homojen bir şekilde karıştırılarak, ineklere sürekli homojen yem tüketme imkanı sunulmalıdır.

Tampon Etkili Yem Katkıları:

  • Yem katkı maddeleri sorunların çözümünde yardımcı rol oynayabilir esas odaklanılması gerekenin ise rasyonun yapısı ve yönetimidir. Sodyum bikarbonat (NaHCO3)ve Magnezyum oksit (MgO) gibi yem katkı maddeleri süt yağında artışa neden olur. Ancak bunların etkileri yeterli kaba yem verilmediği durumlarda görülür. 
  • Rasyonda yüksek oranda mısır silajı, nem oranı %50'den fazla olan kaba yemler, canlı ağırlığın %2'sinden fazla kesif yem, düşük partikül büyüklüğüne sahip kaba yemler kullanıldığında tampon maddelerin kullanılması önerilmektedir. Bu tip rasyonlarla hayvanda yem tüketimi ve süt yağı oranı düşer. Tampon maddelerin kullanımı ile yem tüketimi, selüloz sindirimi ve mikrobiyel protein sentezi iyileştirilebilir. Uzmanlar; toplam rasyon kuru maddesinde tampon madde olarak %0,6-0,8 oranında sodyum bikarbonat (NaHCOȝ) veya sodyum bikarbonat + magnezyum oksit (3:1 oranında) kullanılmasını önermektedir.

Yeşil Çayır Ve Merada Otlatma Ya Da Biçilmiş Taze Yeşil Yem Yedirilmesi:

  • İneklerin aldıkları bu gibi taze kaba yemlerdeki selüloz oranının düşük olması ve aynı zamanda da süt veriminde görülen artış nedeniyle süt yağında azalma görülür. Bu nedenle meraya çıkan ineklere günde yaklaşık 2 kg kuru ot takviyesi yapılmalıdır.

Doymamış Yağların Ve By-Pass Yağların Yedirilmesi:

  • Özellikle doymamış yağlar işkembedeki sindirimde önemli ölçüde değişikliğe neden olarak süt yağını düşürür. Rasyondaki toplam yağ kapsamı %6‘yı geçmemelidir. Buna karşın don yağı, by-pass yağlar (rumende sindirilmeden abomasum-şirdene geçen yağ)  ve kırılmamış bütün pamuk tohumu süt yağında artışa neden olacaktır. Bütün pamuk tohumu ya da tam yağlı soyanın süt yağına olumsuz etkisini önlemek için günde hayvan başına 2,5-3,0 kg’dan fazla verilmemelidir.

Yemdeki Protein Düzeyi:

  • Toplam rasyonda kuru madde esasına göre ham protein oranının %15-18 aralığında olması, süt verimi ve süt yağ oranı üzerine olumlu etkide bulunduğu bildirilmektedir. Yüksek miktarda protein içeren rasyonlarla beslenen ineklerde kan üre nitrojen (BUN) konsantrasyonu artmakta, artan BUN konsantrasyonu ise dölverimini olumsuz olarak etkilemektedir. Süt üre konsantrasyonu 8-15 mg/dl aralığında olmalıdır. Süt üre nitrojen seviyesinin yüksekliği aşırı proteinle beslemeyi, düşüklüğü ise rasyonda protein oranın düşük olduğunu göstermektedir.

İçme Suyu:

  • Günde 25-30 litre süt veren 600 kg ağırlığındaki bir süt ineğinin günlük su tüketimi 100 litreye kadar çıkabilir. Bu nedenle Süt sığırları her an içilebilir taze, serin ve temiz suya kolayca ulaşabilmelidir.


Yorum Gönderme

0 Yorumlar